Bıçağın Kesmediği Teslimiyet: Bir Sadakat İmtihanı Olarak Kurban
Kurban deyince aklımıza sadece bir bayram telaşı gelmemeli. Kelimenin kökenine, dinî terimlerin derinliğine doğru o eşsiz etimolojik yolculuğa çıktığımızda, kurbanın "yaklaşmak" manasına gelen kurbiyyet (قُرْبِيَّة) masdarından türediğini görürüz. Yani asıl mesele bir cana kıymak değil; âlemlerin Rabb'ine yaklaşmak, O'na teslim olmak ve O'nun rızasını kazanmaktır.
Bu yaklaşma çabası insanlık tarihi kadar eskidir; Hazreti Âdem'in (a.s.) oğulları Habil ve Kabil'e kadar uzanır. Ancak kurbanın asıl kalbi ve ruhu, Hazreti İbrahim (a.s.) ve Hazreti İsmail'in (a.s.) o muazzam kıssasında saklıdır.
Kurban, Hazreti Allah'ın rızası için insanın en sevdiğinden, gözünden sakındığından feragat edebilmesidir. Hazreti İbrahim, rüyasında biricik evladını kurban ettiğini gördüğünde, bu ilahî emri tereddütsüz kabul etti. Yavrusuna dönüp, "Ey yavrum! Ben rüyamda görüyorum ki seni kesiyorum. Bak artık sen ne dersin?" diye sorduğunda aldığı cevap, asırlardır yankılanan bir teslimiyet abidesidir:
"Ey babacığım! Ne emir olunursan yap, inşallah beni sabredenlerden bulacaksın."
Bu öyle büyük bir sevgi, teslimiyet ve ahde vefa imtihanıydı ki, şeytan bu itaati bozmak için her yolu denedi. Önce Hazreti İbrahim'e, sonra Hacer Validemize (r.anha) vesvese verdi. En son da "Bu daha çocuk, onu daha kolay kandırırım" diyerek Hazreti İsmail'in kulağına fısıldadı. Fakat şeytan, o küçümsediği çocuğun damarlarında nasıl bir iman dolaştığını, yüreğinde nasıl bir sadakat taşıdığını hesaba katamamıştı.
O büyük an geldiğinde Hazreti İsmail, babasına işini kolaylaştırması için öylesine ince tavsiyelerde bulundu ki insanın yüreği titrer... "Babacığım, merhamete kapılıp emri yerine getirmekten vazgeçmeyesin diye beni yüzükoyun yatır. Çırpınmamam için ellerimi ayaklarımı sıkıca bağla. Bıçağını da iyice bile ki canım az yansın..." Baba ve oğul, sırrı kadere razı olmuştu. Bıçak boğaza dayandı ancak kesmedi. Taşı ortadan ikiye ayıran o keskin bıçak, Hazreti Allah'ın izni olmadan tende bir çizik dahi açamıyordu. İşte tam o esnada ilahi bir nida duyuldu. İmtihan kazanılmış, rüya tasdik edilmişti. Cebrail (a.s.) eşliğinde tekbirlerle indirilen o büyük koç, bu eşsiz teslimiyetin bir hediyesiydi. Gözyaşları, yerini tarifsiz bir bayram sevincine bıraktı.
Babacığım, merhamete kapılıp emri yerine getirmekten vazgeçmeyesin diye beni yüzükoyun yatır. Çırpınmamam için ellerimi ayaklarımı sıkıca bağla. Bıçağını da iyice bile ki canım az yansın...
Hazreti Allah'ın bizim ibadetlerimize, keseceğimiz kurbanların ne etine ne de kanına elbette ihtiyacı yoktur. O'na ulaşacak olan tek şey kalplerimizdeki takva, salih amel ve hâlisane niyettir. Takva ise sadece bir korku değil, sevgiye dayalı bir hassasiyet; O'nun sevgisini kaybetme endişesidir.
Kurban, elem ve kedere değil, sevgiye dayalı bir huşunun resmidir. Hazreti İbrahim'in (a.s.) sadakatini ve Hazreti İsmail'in (a.s.) teslimiyetini yâd ettiğimiz bu ibadetin, nefsimizi yenmeye, Rabbimize ve birbirimize daha da yakınlaşmaya vesile olması duasıyla...
Ferah Kurban
İbadetiniz Tam, Gönlünüz Ferah
25 yıllık tecrübeyle, İslami usüllere tam riayet ederek kurban ibadetinizin her adımını güvenle tamamlamanıza yardımcı oluyoruz. Siz sadece ibadete odaklanın, gerisini biz halledelim.
Formu doldurun, biz arayalım
Detaylı bilgi almak ve kayıt işlemleri için ofisimizi ziyaret edebilirsiniz.
Ofisimize Yol Tarifi Alın

